vitaminler1

Şifa Kaynağı Muhteşem Besinler

Şifa Kaynağı Muhteşem Besinler
Bazı gıdalar vücudumuzdaki bazı dengelerin kurulmasına yardımcı oluyor. Bu besinleri her gün bol bol tüketin sağlığınızı koruyun.
* Lahana: Güçlü bir bağışıklık sistemi demek, daha az hastalanmak anlamına geliyor. Tüm yeşil yapraklı sebzeler gibi lahanayı da bol miktarda tüketin.
* Limon: Her sabah kahvaltıdan önce ılık suyla karıştırıp içeceğiniz limon suyu hem karaciğerinize hem de cildinize iyi gelecek.
* Sarımsak: Antioksidan zengini sarımsak, soğuk algınlığı ile savaşmanızı sağlıyor, hafızanızı güçlendiriyor.
* Tarçın: Tip 2 diyabet hastalarının kan şekerini dengelediği bilinen bu sihirli çubuklar, kandaki kolesterol seviyesini de düşürüyor. Akşamları uyumadan önce ılık süte bir miktar tarçın ekleyerek daha iyi uyuyabilirsiniz.
* Yaban mersini: Düzenli olarak tüketeceğiniz taze ya da kurutulmuş yaban mersini, idrar yolu enfeksiyonlarını önlüyor.
* Acai Çileği: Amazon ormanlarında yetişen ve görünümü yaban üzümüne benzeyen bu bitki, meyve olarak yenilemiyor, özü çıkartılarak kullanılıyor. Bu bitki sağlıkta yeni trend olarak kabul ediliyor.
* Brokoli: Çocukken çok sevmemiş olabilirsiniz ama bu sebzeye şimdi bir şans daha tanıyın. İster haşlanmış ister çiğ olarak tüketin, içeriğindeki C vitamini, folik asit ve betakarotenin bağışıklık sisteminizi güçlendirmesine izin verin.
* Tatlı patates: Özellikle diyabet hastasıysanız, glisemik indeksi düşük olan tatlı patatesi tercih edin. Böylece kan şekeri seviyenizi kontrol altında tutmuş ve daha az kalori almış olursunuz.
* Kurt üzümü: Himalayalar’da yetişen bu bitki tam bir C vitamini ve protein deposu. Kurt üzümü ayrıca karaciğeri koruyor, hafızayı ve görmeyi güçlendiriyor, sakinleştiriyor.
*Arpa: Kansere karşı korunmak için önerilen arpa, kan şekeri seviyesini dengeliyor ve doygunluk sağlayarak tok kalmanızı da sağlıyor.

stilinize-uygun-banyoyu-kendiniz-yaratin_1348678359

Stilinize uygun banyoyu kendiniz yaratın

Stilinize uygun banyoyu kendiniz yaratın
Banyoda rahatlatıcı bir zaman geçirmek için masaj yapan küvetlerden birini edinebilir ya da aromatik özyağlar ve rahatlatıcı bir müzik eşliğinde bedeninizi ve ruhunuzu suya teslim edebilirsiniz.

Evinizin diğer odalarında olduğu gibi yaşam stilinizi ve kişisel zevklerinizi yansıtan banyolarda evinizin diğer mekânlarıyla uyumlu bir stil yaratabilmeniz için yeni banyo tasarımlarını sizler için inceledik.

Su ile vücudu arındırmak, yüzyıllardır bilinen doğal bir tedavi yöntemi. Gelişen teknoloji ve bunun sonucunda ortaya çıkan tasarımlar ise suyun dingin mabedi olan banyoları farklı boyutlara taşıyor ve dolayısıyla da kullanıcısına farklı konfor seçenekleri sunuyor.

İleri teknoloji eve girdikten sonra değişen yaşam tarzı pek çoğumuzu etkisi altına aldı. Yoğun iş temposundan sonra salon yerine küvette keyif yapmak çok daha kolay ve konforlu. Örneğin ılık banyonuzu yaparken, rahatlatıcı bir müzik dinleyebiliyor ya da günün haberlerini dinleyerek her zaman online olabiliyorsunuz.

Isıya göre renk değiştiren bataryalar, ağır sensörlü klozetler, siz yokken su ısısını ayarlayıp banyoya hazırlık yapan ısıtıcılar, hepsi yüksek teknolojinin eseri. Üstelik son dönem tasarımcılar hem fonksiyon hem de malzeme seçimlerinde daha çevreci yaklaşımlar sergiliyor. Yeni nesil banyolarda, taş ve ahşap gibi doğal malzemelerin yanı sıra paslanmaz çelik, sertleştirilmiş plastik gibi seçenekler de sıkça kullanılıyor. Vitrifiye formları ise daha çok kullanım ihtiyaçlarına göre değişiyor. Yeni koleksiyonlarını çıkaran banyo markalarından aldığımız bilgilere göre;

Lüks ve keyif tanımı kişisel açılımıyla banyoda yeniden şekilleniyor. Yeni banyo kültürüne göre banyoda kitap ya da dergi okuyabilir, televizyon izleyebilir hatta banyoya küçük bir buzdolabı entegre edebilirsiniz.

Banyolarda saflığı ve temizliği çağrıştıran beyaz rengin egemenliği sürse de renk tutkunlarına seslenen banyo üniteleri de dikkat çekiyor.

Ekolojik yaşama uyum sürecinde banyolara düşen görev artıyor ve bundan yola çıkarak tasarlanmış su tasarrufu sağlayan ürünler ön plana çıkıyor.

Dikdörtgen ve kare gibi alışılagelmiş formların ötesinde farklı beklentiler arayanlar için yuvarlak, köşeli yuvarlak, asimetrik ve organik formlarda tasarlanan özel küvetler, dinamik çözümlerin rahatça oluşturulabildiği günümüz banyolarına…

BANYO TASARIMINDAKİ YENİLİKLER

“Günümüzde malzemelerin çeşitlenmesi, renklenmesi ve teknik özelliklerinin gelişmesiyle birlikte banyolar da ev dekorasyonları için önemli bir tasarım konusu haline geldi. Vitrifiye malzemelerindeki çeşitlilik, evin genel konseptiyle uyumlu klozet ve lavaboları seçebilme şansını verebiliyor şimdi. Bunun dışında, ahşap ve türevi malzemeleri, sudan etkilenebilir korkusuyla kullanamıyorduk. Bu artık tarihe karıştı.

Ahşabın yanı sıra, üretilen uygun duvar kâğıtları, boya ve seramikler de, banyoların duvarlarında daha özgür, özgün tasarımlar gerçekleştirebilmemize izin veriyor bugün. Özellikle seramiklerin, nitelik, doku ve renk bazında inanılmaz derecede zenginleşmesi, hayal gücümüzü gerçekten zorlar hale geldi.

Bir banyo dekorasyonunun nasıl olması gerektiğine gelince, evin genel konsepti ya da atmosferi, tasarımda öncelikli bir kriter olarak ele alınmalı. Evin yapısına ve dekorasyonuna uygun olmayan bir tasarım, kullandığınız malzeme ne kadar iyi olursa olsun sırıtacak ve tasarım için sarf ettiğiniz masraf ve emeğin değerini gölgeleyecektir.

Ruhu dinlendiren bir banyo dekorasyonunda işlevsellik ön planda tutulmalı, mümkünse doğal malzemeler tercih edilmelidir. Mermer, doğal dokusunu koruyan ahşap kaplamalar estetik ve nitelik açısından tehlikesiz malzemelerdir.

Zeminde doğal taş ya da yüzeyi dokulu seramikler kullanmak, duvarlarda, duş içleri dışında boya veya duvar kâğıtları tercih etmek, mekânın ölçeğine uygun olarak, dolaylı ve doğal bir ışık sağlamak üzere kurgulanan aydınlatma düzeni, banyoların ferah ve huzur verici mekânlara dönüşmesine katkıda bulunur. Aynaların boyutu ve yerleştirilme biçimi de banyoların tasarımında büyük rol oynar.

Mekânın daha geniş algılanması için aynalar lavabo duvarının tamamını kaplayacak şekilde kullanılabilir. Duş bölümünün, ayrı bir alan olarak değil, mekânla bütünleşen geniş bir alan olarak tasarlanması, banyonun keyifli bir yaşam ortamına dönüşmesine katkı sağlar. Bunun için duş içlerinde banyonun genel zemin malzemesi devam ettirilebilir, duş camı olarak şeffaf cam tercih edilebilir.”
Mimar, Evren Karaduman.

Kendi banyonu kendin yap

VitrA, banyosunu hayal ettiği gibi tasarlamak isteyenlere, modüler banyo serisi Shift’i sunuyor. Shift’le, ürünlerin boyutları farklılaştırılarak, kaplama alternatifleriyle zenginleştirilerek ve ek parçaları değiştirilerek benzersiz banyo mekânları yaratılıyor. Her büyüklükte banyoya uygun çözümler yaratan Shift’te, 11 lavabo, 3 klozet ve 2 küvet seçeneği bulunuyor.
www.vitra-artema.com

KUTSAL YALIN

Kale banyo mobilyaları, şık ve fonksiyonel tasarımıyla hayatı kolaylaştıran yeni serisi Gold koleksiyonunda, pelesenk kaplama, altın rengi veya beyaz parlak lâke kapak seçeneklerine yer veriyor. Kendinden kulplu tekerlekli alt dolap modülleri, boy dolabı ve 170 cm’lik tezgâha gömülen çift lavabosuyla dikkat çeken Gold serisi yalınlığı kutsuyor.
www.kale.com.tr

ALKIŞLAR OFURÜ’YA

Banyo konusunda lüks ve inovatif tasarımları ile dikkat çeken Raspel markası Matteo Thun ve Antonio Rodriguez tasarımı OfurÛ küvet ile Chicago Athenaeum’un Good Design 2010 ödülünü ve Interior Design dergisinin En İyi Banyo ödülünü aldı. Sadece karaçam kullanılarak üretilen küvet İsviçre chalêl’lerine layık.

“Bu yıl evlerde ön plana çıkan, rahatlık ve konforun birlikteliği. Gün geçtikçe karmaşıklaşan yaşamımızda sadelik bana göre giderek daha da önemli hale geliyor. Evimde en çok mutfağımı severim. Çocuklarıma ve eşe dosta küçük ikramlıklar hazırlarken bir taraftan da müzik dinlemek bana en çok keyif veren aktivitelerden bir tanesi. En sevdiğim seyahat rotası ise, insan emeğinin hayalgücüyle birleşerek geldiği noktayı en iyi algıladığım yer olan kuzey ülkeleri.”
Ayça Sytmen, tasarımcı

TASARIMCININ KALEMİNDEN ÇIKAN HALILAR

Zeminde geleneksel ve etnik desenlerin hakimiyetini siz de hissediyor musnuz? Tasarımcılar Türk desenleriyle yarattıkları halı ve kilim tasarımlarıyla dünyayı fethediyor. Örnek mi? Faruk Malhan tasarımı Kızkapan halı, Koleksiyon’da bulabilirsiniz.

DAR ALANLAR İÇİN KİTAPLIK

Metrekare olarak küçük olan evlerdeki kitaplık tasarımlarında, ağırlıklı olarak boş duvarları değerlendirmeye yönelik duvara monte edilen raflar, modüler sistemler ve az yer kaplayan tasarımlar tercih ediliyor. İsmet Mobilya’da satılan Ceccotti Collezioni marka Skyline kitaplık tam da bu soruna çözüm olacak türden bir tasarım.
Yasemin Aksoy/Milliyet

Milliyet

logo

En Güzel Oyunlar Burada

Son yıllarda teknolojinin hayatımıza girmesi ile birlikte, özellikle günümüzde 7’den 70’e herkesin internet üzerinden farklı zevklerinin bulunması ve bu zevklerin başında, online oyun oynama keyfini en çok yaşayanların çocuklar olması ile birlikte, biz bugün sizlere bir çok alternatifi ile harika bir deneyim yaşayabileceğiniz ve en güzel oyunlar ile keyifli zamanlar geçirebileceğiniz kaliteli bir oyun sitesi arayışı içerisindeyiz. Bu siteler arasında bulunan ve ayrıca sizlere harika neşeli dondurmalar oyunları ile en güzel zamanları yaşatan www.enguzeloyunlar.org sitesi ile artık istediğiniz gibi sizlerde en güzel zamanları çocuklarınıza yaşata bileceksiniz. Yapılan incelemeler ile birlikte oyun yapımcı firmalarının çocuklar için en iyi oyunları yapmaları ile birlikte, çocuklar için binlerce oyun her gün internet ortamında oynanmakta ve internet ortamına eklenmektedir. Bu bağlamda bir çok sitenin sürekli olarak güncellendiğini söylememiz yanlış olmayacağı gibi, ayrıca sizlere tavsiye etmiş olduğumuz en güzel oyunlar sitesinin bu alanda en iyilerden olduğunu söylememiz kaçınılmaz olmaktadır. Neşeli dondurmalar da dahil olmak üzere her türlü oyunu bulabileceğiniz site içerisinde onlarca kategoride yüzlerce oyun bulabilir ve sizlerde bu harika oyunları çocuklarınıza önerebilirsiniz. Sizlere en güzel oyunlar ile en keyifli zamanları yaşatan sitenin birinci önceliğinin çocuklar olması ve çocukların gelişimine katkı sağlayacak olan oyunları sizlere sunuyor olmaları nedeni ile sizlerde çocuklarınız için harika zamanları en güzel oyunlar sitesinde geçirmelerini sağlayabilirsiniz.

en güzel oyunlar

En Güzel Oyunlar Burada

Harika zamanlar geçirebileceğiniz en güzel oyunlar sitesinin özellikle sizlere neşeli dondurmalar oyunlarını sunmaları ve bu sunulan oyunların çeşitlerinin oldukça fazla olması ile birlikte, istediğiniz gibi keyifli oyunlar oynatmak yada çocuklarınıza bu oyunları oynatmak sizin elinizde olacaktır. Hemen şimdi siteyi sizlerde inceleyebilir yada takip etmeye başlayabilirsiniz. Artık sizlerde istediğiniz gibi en güzel oyunlar ile keyifli zamanlar geçirebilir ve en keyifli oyunlar ile istediğiniz gibi online oyun oynamanın keyfini çıkarabilirsiniz.

26452062

Ameliyat öncesi rehabilitasyon

En hızlı iyileşme ameliyat öncesi rehabilitasyonda çıktı

Kalın bağırsak kanseri hastaları üstünde yapılan araştırma , fizyolojik egzersiz, protein destekli beslenme eğitimi ve rahatlama egzersizlerinden meydana gelen programa katılan hasta olanların ameliyatın sonrasında geçen iki ay içerisinde programa katılmayan hastalardan çok daha hızlı iyileşme gösterdiklerini ortaya koydu .

AMELİYAT ÖNCESİ REHABİLİTASYON DAHA HIZLI İYİLEŞME SAĞLIYOR

Kanada’daki McGill Üniversitesi’nden Profesyonel . Francesco Carli başkanlığında yapılan bilimsel araştırma , Amerikan Anestezistler Derneği’nin (ASA) internet sitesinde yayımlandı.

ASA’nın resmi bilimsel yayını Anesthesiology’nin kasım sayısında yayımlanacağı duyurulan araştırmaya ilişkin açıklamada bulunan Carli, ameliyat öncesi rehabilitasyon programının, hasta olanların daha hızlı iyileşebilmeleri ve tıbbi işlem sonrasında daha işlevsel olabilmeleri için ameliyat stresine dayanmaya hazır hale gelmelerini sağladığını ifade etti .

Carli, ” Ameliyat öncesi form kazandırma, hasta olanların kendi iyileşme süreçlerine atkif katılımına destekçi oluyor. Mümkün olduğu durumlarda uygulanan ameliyat öncesi rehabilitasyonun , sağlık hali ve iyileşmeyi daha ileriye götüreceğine ve maliyetleri azaltacağına inanıyoruz” dedi .

77 GÖNÜLLÜ KATILDI

Araştırma sırasında iki gruba ayrılan 77 katılımcı da ameliyat öncesinde 6 dakikalık yürüme testine elbet tutuldu. Bu test sırasında ameliyat öncesi rehabilitasyon grubuna alınacak 38 hastanın 421 metre, diğer gruptakilerin ise 425 metre yürüyebildiği görüldü.

Daha sonra aşağı yukarı 24,5 bugün süren rehabilitasyon yazılımı çerçevesinde katılımcılara evde kendi başlarına haftada 3 gün yapacakları aerobik ve mukavemet antrenmanını de içeren egzersiz programları verildi. Diyetisyen aracılığıyla hazırlanmış kişiye özel beslenme yazılımı uygulanan ve peynir altı suyundan üretilen protein takviyesi alan bu gruptaki katılımcılara ayrıca bir psikolog aracılığıyla , ameliyat öncesi endişeyi, ” görüntü “, “hayalde canlandırma” ve ” nefes alıp verme” egzersizlerini içeren rahatlama alıştırmaları öğretildi.

ÖNCEDEN HAZIRLANANLAR AMELİYAT SONRASI DAHA BAŞARILI OLDU

Ameliyatın sonrasında geçen 8 haftalık süre boyunca her iki grup hastaya da ameliyat sonrası rehabilitasyon yazılımı uygulandı. Bu sürenin bitiminde ameliyat öncesi rehabilitasyon programına katılan gruptaki hasta olanların başlangıçta yapılan yürüme testi sırasında katettikleri mesafeden aşağı yukarı 48,4 metre daha uzun yürüyebildikleri, diğer gruptakilerin yürüme mesafelerininse 38,2 metre azaldığı satandı .

Dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olan kalın bağırsak kanserinde kanserli bölge ameliyatla alınıyor. Hiçbir komplikasyonun olmadığı vakalarda bile kalın bağırsak kanseri hastalarının ameliyattan sonra yürüme fonksiyonlarının yüzde 20-40 düştüğünü belirten Carli, bu durum göz önüne alındığında ameliyat öncesi rehabilitasyon programının başarısının daha iyi anlaşılabileceğinin altını çizdi .

26434894

Ebola tehdidi ve paranoyak açıklamaları

Ebola tehdidi ve paranoyak açıklamaları

Aynı programda aynı konuşmacı ayrıca Ebola tehdidinin aşı üreten ilaç firmalarınca bir paranoya unsuru olarak pazarlandığını da öne sürdü. Toplumda azımsanmayacak bir kesim konuşmacının birbiriyle çelişen bu iki görüşünden en akıllarına yatanını benimsemiş gibi görünüyor.

Ebola Batı tarafından hazırlanmış bir biyolojik silah mı acaba? Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; öyle değilmiş gibi duruyor. Bu durumda bu önermeye inanmaya neden bu kadar meyil olduğunu irdelemeyi önereceğim.

Biyolojik silahlar insan, hayvan ya da bitkileri öldürmek amacıyla kullanılan biyolojik toksinler ya da bakteri, virüs veya mantarlar gibi enfeksiyöz mikroorganizmalardır. 1972 yılında imzaya açılan ve 2013 yılı itibariyle dünya üzerinde Türkiye de dahil olmak üzere 170 ülkenin taraf olduğu Biyolojik Silah Antlaşması ile biyolojik silahların üretilmesi ve kullanılması yasaklanmış durumda.

Ebola tehdidi ve paranoyak açıklamaları
Tarihte ilk biyolojik silahın yaklaşık 3000 yıl önce Hititler’in Arzavalılar’a karşı kullanmış olduğu Tularemi hastalığı ile enfekte hayvanlar olduğu düşünülmekte (1). Bu iddianın temel dayanağı hastalıklı bir koç ile yola koyulan bir kadının tariflendiği taş tabletler. Anadolu’nun büyük kısmında ve nihayetinde Hititler’de de etkisini gösterecek olan bu Tularemi salgını o yıllarda Hitit Sıtması olarak bilinmekteydi.

Biyolojik silahın tarihteki başka bir dönüm noktası da 14. yy’da Avrupa’da yaklaşık 100 Milyon kişinin ölümüyle sonuçlanan büyük veba salgını olmuş. Moğollar’ın Kırım’ın Kaffa kentini kuşatmaları sırasında veba nedeniyle ölmüş olan askerlerin cesetlerini sur duvarlarının üzerinden kente fırlattıkları ve bu yolla hastalığın yayılmasına neden oldukları hakkında görüşler mevcut olmakla birlikte güncel bulgular hastalığın daha çok ticaret rotaları boyunca seyahat eden kemirgenlerle yayıldığını destekler nitelikte (2).

Modern çağlarda biyolojik silahlar II Dünya Savaşı sırasında tekrar gündeme gelmiş. ABD ve İngiltere’de özellikle Şarbon hastalığının etkeni Antraks ve Tetanoz hastalığının etkeni Botilinium bakterileri üzerinde biyolojik silah geliştirme çalışmaları yürütülmesine karşın savaş bu silahlar kullanılmadan sonlanmıştır. 1940 yılında Japonya’nın Çin’in güney bölgelerine havadan enfekte pire dolu kapsüller yollayarak 300 Bin kadar sivilin ölümüne neden olduğu da tahmin edilmekte. Japonya’nın 731. Birim adına gerçekleştirilen operasyonlarında 10 bin kadar savaş esirini sadece bu biyolojik silahların geliştirilmesi sürecinde denek olarak kullanarak öldürdüğü düşünülmekte(3). Japonya bu operasyonlar sırasında 300 bin kadar sivil Çinli’nin yanı sıra bölgedeki 10 Bin kişilik Japon ordusundan k yaklaşık 1700 kadar askerinin de ölümüne neden olmuş.

Yakın tarihte biyolojik silah tartışmaları 1979 yılında Sovyat Svedlovsk kentindeki askeri endüstri tesislerinden sızıntı sonucu oluştuğu tahmin edilen ve 105 işçinin ölümü ile sonuçlanan Şarbon salgını ile gündeme gelmiştir. 2001 yılında ise ABD’de Şarbon hastalığının etkeni olan Antraks bakterisi içeren bir dizi mektubun yol açtığı olaylarda 22 kişi hastalanmış ve 5 kişi yaşamını yitirmiştir.

EBOLA YENİ BİR VÜRÜS DEĞİL

Ebola’nın biyolojik silah olarak üretilmediğine ilişkin birkaç neden öne sürebiliriz. Birincisi Ebola yeni üretilmiş bir virüs değil, Afrika’da 1976 yılından bu yana var olduğunu bilmekteyiz. Diğer bir neden Ebola’nın domuzlarda aerosol (hava yoluyla) bulaşabildiği deneysel olarak gösterilmiş olmakla birlikte insanda aerosol bulaşma gösterilemedi. Bu durum ve yüksek mortalite (ölüm) oranları Ebola’nın az sayıda kişiye bulaşması, bulaştığı kurbanını da kısa sürede öldürmesi nedeniyle yayılma hızının yüksek olmaması ile sonuçlanıyor. Biyolojik silah için enfekte ettiği kişinin ölümüne neden olmadan önce yeterince süre bulaşıcılık gösteren ajanlar tercih edilmekte, bu durum Ebola’yı biyolojik silah olarak kötü bir tercih haline getirmekte. Son olarak da biyolojik silahların tarih boyunca savaş ortamında, biyoterör amacı olarak ya da kaza sonucu ölüme neden olduğunu görüyoruz, Afrika’daki konjonktür bu durumlardan herhangi birisi ile açıklanabilecek gibi durmuyor.

Şu halde Ebola’nın biyolojik silah olabileceği olasılığını neden ciddiye alıyoruz? Bu sorunun yanıtı için de tarih aydınlatıcı olacaktır. Öncelikle salgınlarla kitlesel ölümlere (pandemi) yol açan hastalıkların tarih boyunca yabancılar tarafından taşınmış olması istisna değildir. Amerika’nın keşfi ile birlikte daha önce Çiçek Hastalığı ile karşılaşmamış, dolayısıyla da bağışıklık geliştirmemiş olan yerli nüfusta Avrupa’dan istemsiz olarak taşınan virüs nedeniyle kitlesel ölümler gerçekleşmiştir. Yerlilerden Avrupa’ya geçecek olan hastalık da Frengi olacaktır. Sfiliz Hastalığı Türkçe’de Frenk kökünden türetilmiş Frengi kelimesi ile bilinmekte. İlginç biçimde hastalık tarih boyunca İtalya ve Almanya’da Fransız Hastalığı, Hollanda’da İspanyol Hastalığı, Rusya’da Polonya Hastalığı ve Tahiti’de Britanya Hastalığı olarak bilinmiş. İran’da da Türk Hastalığı olarak biliniyor olması da şaşırtıcı olmamalı. Bu durum temel olarak hastalığın denizciler yoluyla bulaşması ve her halkın rekabet içerisinde olduğu diğer halkın olumsuzlanmasının bir yolu olmasından kaynaklanıyor gibi gözükmekte.

Aydınlatıcı bir diğer örnek de 14. yy’daki büyük Veba salgını. Salgında 4 yıl içerisinde Avrupa nüfusunun yaklaşık yarısı ölmüş. Akdeniz ülkelerinde bu oranın yaklaşık %80lere vardığı tahmin edilmekte. Temel mikrobiyoloji bilgisinden mahrum olduklarından dönemde yıldızlar, depremler ve bilimum doğa üstü güçler salgınla ilişkilendirildikten sonra oklar hızlıca Yahudilere dönmüş. Yahudilerin çeşitli nedenlerle su kuyularını zehirlediklerine ilişkin bir inanışın yerleşmesi ile birlikte 1349 yılında Mainz ve Cologne’deki Yahudi nüfusu bütünüyle katledilmiş. Aynı yıl sadece Strassbourg’da 2000 Yahudi’nin öldürüldüğü bilinmekte.

Dolayısıyla tarih boyunca dehşete düşüren bir hastalığın varlığında hastalıkla ilgili yabancıların suçlanması refleksinin varlığından ve zenofobinin hortlaması geleneğinden bahsedebiliriz. AIDS hastalığının yarattığı dehşet dalgasında -bütün modern mikrobiyoloji bilgisine karşı- hastalığın Tanrı’nın eşcinselliğe gazabı olarak yorumlanmış olması da gayet güncel başka bir örnek.

Son olarak genel olarak cinselliğin satışları arttırdığını biliyoruz ama özellikle popüler bilim haberciliğinde paranoyanın da neredeyse cinsellik kadar etkili olduğunu vurgulamak gerekir. “Sütlerdeki büyük tehlike” ya da “ O ilaç toplatıldı” gibi başlıklı haberlerin tıklanma olasılıkları epeyce yüksek oluyor. Paranoyak haberciliğe talep olunca arzın da yaratıldığını, üstelik TRT gibi kurumsal olması beklenen bir organda bile kendine yer bulduğunu söyleyebiliriz.

EBEGC39CMECC4B0-Malve-Vulgaris-Sylvestris-4

Ebegümecinin Faydaları

Ebegümeci Faydaları Saymakla Bitmez
Nisan ve temmuz ayları aralarında , çoğunlukla parlak sarı, nâdir olarak beyaz rengarenk çiçekler açan bir veya çok yıllık otsu bitkilerdir. Çiçekleri bir başlarına 5 veya fazladan parçalıdır. Taç yaprakları çoğunlukla parlak sarı renktedir. Yapraklar elsi dilimli veya tam kenarlı şekildedir.Ebegümeci bitkisi kolaylıkla yol kenarlarında, tarlalarda, göl, su kenarlarında ve ormanlarda yetişebilen bir bitkidir . ebegümeciyemeği de afiyetle tüketilen bir yemektir. Bu şifalı sebzenin yemeği ilkbahar aylarında bolca seçim edilir. Her yerde kolaylıkla yer alması amacıyla bu şifalı sebzeye manavlarda, pazarlarda ve market raflarında kolaylıkla erişilebilir .
İçindeki Maddeler ( Faktör Maddeler) ve İçeriği
Müsilaj, malvin, malvidin adlı anthocyan madde içeren . Bununla Beraber tanen, glikoz, C vitamini, kalsiyum, fosfor, protein taşımaktadır.
Halk Arasındaki Adı ( Öbür İsimleri)
Latince adı malva sylvestris olanebegümeci bir takım yörelerde cilatka çolaka, develik, saracak, elegömeci gibi isimlerle adlandırılırken bir takım yörelerde ise gömeç, hubbaz, hamaylık, karagöz, molasa, paçık, tolik, kabarlik gibi isimlerle adlandırılır. Bununla Beraber bazı bölgelerde bu şifalı bitki; develangir, ebemgömeci, evemkömeci, gaba, ilmik, kabalık, kazankarası, kobalangir, pencer, tebük isimleriyle de anılır.
Ebegümeci faydaları bilinmekle beraber , ciltteki çıban ve yaraların ağrılarını dindirmek amaçlı kullanılır. Göğsü yumuşatır, balgamsöktürür, soluk darlığına iyi gelir ve öksürüğü keser. Bu yüzden bu ilgisiz kış aylarında bolca tüketilmelidir. Mide ve bağırsakların itinalı çalışmasını sağlaması da faydaları içerisindedir . kabızlık gibi bağırsak sorunlarını giderir . Bağırsakları rahatlatır, pratik bir sindirim olanağı sağlar . Mide bulantısı ve kusmaları önler ve gastrit, ülser, mide ağrılarını dindirir. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir . Nezle, grip, öksürük, bronşit, soluk darlığı tedavisinde kullanılır. Bununla Beraber akciğer kanseri tedavisinde kullanılan buşifalı bitki cildi kırışıklıklara karşın da korumaktadır .
Bu şifası kocaman bitkinin gargarası ağız yaraları, bademcik iltihabı , boğaz ağrıları, faranjit gibi rahatsızlıklar amaçlı çok faydalıdır . Burun kanamasının durdurulmasında kullanılması da faydaları içerisindedir . bedendeki akne, leke , sivilce gibi rahatsızlıklar amaçlı de çok faydalıdır .
Alerji, ciltte alerjiler sonucu görülen kaşıntılarda bu şifalı bitkinin çayı çok kocaman fayda olanağı sağlar .
Bronşit, faranjit, boğaz ve bademcik iltihabı ,öksürük tedavisi amaçlı 40 gr. bitki 1 lt. suda kaynatılarak 10 dk. kadar demlenir. Gün Içerisinde 5 kahve fincanı içilir.
Çıbanların olgunlaşması tedavisi , sivilceler, akne tedavilerinde lapası veya kompresi amaçlı çok faydalıdır .
Deri yaralanmaları, deri döküntüleri, kaşıntılar, deri yanıkları, deri alerjileri tedavileri amaçlı banyoları huzursuzluk gözüken bölgeye uygulanmalıdır.
İşte böyle faydaları yardımıyla bu şifalı bitki ile pekçok hastalıktan arınmak mümkündür . Ebegümeci kıtır olarak tüketildiği gibi , yiyecek halinde pişirilebilir, salatalara eklenebilir veya çay olarak da içilebilir.
Zararları Veya Yan Etkileri
Kısırlık problemi meydana gelen yani gebe kalmakta zorluk çeken kadınların ebegümecibitkisinden uzak durmaları öneri edilir .

depresyondaysaniz-evinizi-yenileyin_1348678429

Depresyondayken evinizi yenileyin

Depresyondaysanız; evinizi yenileyin!
Modern zamanların rahatsızlığı bunalım , Türkiye nüfusunun yüzde 25’ini pençesine almışken, bunalım sorunu ile mücadele konusunda ilaç, doktor desteklerinin yanı sıra yaşam alanlarında yapılmış olan mimari düzenlemelerin de psikolojik iyileşme tarafından büyük önemi bulunuyor .

Depresyonla mekanların ilişkisini analiz eden Elips Mimarlık ve Tasarım Ofisi’nin kurucu ortağı Mimar Feza Ökten Koca, bireyselliğin ön plana çıkması ile evlerde daha çok zaman geçiren kişilerin , tekdüzeliği kırmak için öncesinde ev ortamını değiştirmekle işe başladığını ifade etti .

Son yıllarda kişilerin çeşitli nedenlerden dolayı depresyona girdiğini dile getiren Koca, şu şekilde konuştu:

“Kimileri çok ciddi travmalardan sonra depresyona girerken, kimileri ise çok ciddi acı ve yıkımlar yaşamadıkları halde de depresyona girebiliyor. İşte bu ikinci grubun en büyük sorunu hayatlarının tekdüze olması ve yenilenmenin getireceği enerjiye ihtiyaç duymalarıdır. İşinde, sosyal çevresinde ve içinde bulunduğu mekanda sevinçli olmak depresyona engeldir.

Kişi, içinde bulunduğu mekanda yapacağı yeniliklerle kendini daha sevinçli hissedebilir. Mekanı, yaşam stiline göre fonksiyonel açıdan yeni çözümlerle dekore etmek kullanım kolaylığı getireceğinden, kişi kendini daha rahat ve canlı hissedecektir. Estetik açıdan kişinin kendisini rahat hissettirecek konforu yakalaması duygusal ve fiziksel bağlamda bir tatmin duygusu yaratacaktır.”

“YENİLENMEK İNSAN PSİKOLOJİSİNE EN İYİ IŞTIRAK EDEN İLAÇTIR”

Koca, kadınların moralleri bozukken kuaföre gidip saç şekillerinde değişiklik yaparak kendilerini iyi hissetmelerinin yarattığı yenilenme duygusunun, evde veya ofiste ifade edilecek değişikliklerde de insan psikolojisine aynı etkiyi sağladığı düşüncesinde…

Koca, mekanın insan psikolojisi üzerindeki etkisini şu şekilde dile getirdi:

” Şahsi yaşam şekline fonksiyonel olarak iyi cevap veremeyen eşyalarla dolu bir ev veya ofisin, kullanım rahatlığı verememesi nedeniyle kişi kendisini daha yorgun ve ruhen çökmüş hisseder.

Mekanda çalışan bir sistem vardır. Mimari olarak doğru verilmiş kararlarla bu sistem iyi çalışır ve sizin hayatınızı kolaylaştırır. Ev, sığınağımızdır. Dinlenmek, sevdiklerimizle iyi zaman geçirmek için kullandığımız mekan bizi yansıtmalıdır. Kendimizi orada sevinçli hissetmezsek, hiçbir yerde olamayız”

Depresyondaki insanın enerjisi bitik olduğundan evde hiçbir şey yapmak istemediğini dile getiren , “Kişi bir süre sonra evinden soğur ve evinde sevdikleri ile yapacağı organizasyonları sıfıra indirir. Bu durum onun sosyal olarak da huzursuz olmasına ne sebeple olur . Oysa evinde sevinçli olan insan, dönem dönem yapacağı küçük dokunuşlarla ortama yenilikler katarak kendini daha da iyi hissedebilir” dedi .

ntvmsnbc

rezidans_insaatinda_calisan_isci_dustu_1413554926_7475

Binalar Kaç Paraya Yaptırılır

Bina inşaat maliyeti arttı
Buna göre , üçüncü çeyrekte BİME, bir evvelki çeyreğe göre yüzde 1 ,6; geçen senenin benzer dönemine göre yüzde 10,6 ve dört çeyrek ortalamalarına göre ise yüzde 10, 1 arttı.

İŞÇİLİK VE MALZEME ENDEKSİ ARTTI

Söz konusu dönemde BİME’de işçilik endeksi bir evvelki çeyreğe göre yüzde 1 ,7, malzeme endeksi ise yüzde 1 ,6 yükseliş gösterdi. Bir evvelki senenin benzer çeyreğine göre işçilik endeksi yüzde 10,4 ve malzeme endeksi yüzde 10,7 yükseldi.

balattaki_binalarda_rehabilitasyon_basladi_1413895165_6686

Balat’taki binalarda rehabilitasyon başladı

Balat'taki binalarda rehabilitasyon başladı
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in de katıldığı tören Yıldırım Caddesi’nde gerçekleştirildi. Mehter takımının kısa bir konser verdiği törende Demir konuşma yaptı . Konuşmanın sonrasında Demir temsili olarak bir evin dış cephesini boyayarak projeye start verdi.

“ONARIM DEĞİL REHABİLİTASYON”

Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Başkan Demir, yapılmış olan çalışmaların bakım onarımdan ziyade ağırlıklı olarak rehabilitasyon olduğunu dile getirdi . Boya, badana ve çevre düzenlemeleriyle daha yaşanılabilir bir mahalle için çalıştıklarını kaydeden Başkan Mustafa Demir ” Esasında buranın normal koşullarda potansiyeli var ama biz muhteşem bir manzarası meydana gelen Yıldırım Caddesi’ni mahalle sakinlerinin kendileri düzenlesin istedik ama olmadı. Biz Fatih Belediyesi olarak böyle bir proje başlattık. Kullanılan boyaları Polisan sağladı. Yeryüzünde bu tür manzarayı yakalayabileceğiniz çok az yer vardır. İnşallah arzu ettiğimizi gerçekleştireceğiz. Hedefimiz insanlara, İstanbul’un merkezi sayılan bu bölge için gerekli alaka ve alakayı sağlamaktır. Bu proje onlardan bir tanesidir” dedi .

MAHALLE SAKİNLERİ PROJEDEN MEMNUN

Törenin sonrasında Demir vatandaşlarla konuştu . 1970’den beri Balat’ta yaşadığını söyleyen Sebahat Acer, projeden hoşnut olduğunu ifade etti . Evi yeni boyanan bir mahalle sakini ise, “Çalışmalardan memnunum , çok güzel oldu . Ellerine kollarına sağlık ” dedi .

136 BİNA YENİLENECEK

Fener-Balat Rehabilitasyon çalışmaları kapsamında 136 bina yenilenirken, 36 metruk bina yıkılacak. Çalışmalar kapsamında cadde ve sokaklardaki yol, kaldırım ve tretuvarlar da yenilenecek.Projenin 2 ayda bitirilmesi öngörülüyor.

Kaynak : DHA

ferrari_hizini_gostermek_icin_istanbulda_1413899233_8225

50 Ferrari yarış için İstanbul’a geliyor

50 Ferrari yarış için İstanbul'a geliyor
Nisan ayı içinde İtalya’nın Monza kentinde başlayan Ferrari Yarış Günleri’nin 6. etabı, 24-26 Ekim tarihlerinde Intercity İstanbul Park’ta gerçekleştirilecek.

Türkiye’de ilk defa tertip edecek ve üç gün sürecek organizasyonda, Ferrari’nin pek farklı yarış arabayı izleyenlerin beğenisine takdim edilecek .

Trafeo Pirelli ve Coppa Shell yarışları, 50 tane Ferrari 458 Challenge otomobilinin mücadelesine sahne olacak. Ferrari’nin son zamanlarda kullanılan araçlarının şov sürüşünün yanı sıra , geçmişten günümüze efsane haline gelen yirmiden aşırı Ferrari Formula 1 yarış arabayı pist üstünde motor sporları severlerle buluşacak.

Özel üretim Ferrari XX ve 599 XX otomobillerinin de performanslarını sergileyeceği etkinlikte, tüm dünyadan Ferrari sahipleri kendi araçları ile yarış deneyimi yaşayabilecek.
Ferrari Yarış Günleri etkinliğinin biletleri, Biletix’in web sitesinden temin edilebilecek.